6 Nisan 2013 Cumartesi

AVUKATLARIN UZUN SAATLER BOYUNCA KLAVYE VE FARE KULLANIMINDAN DOĞAN RAHATSIZLIKLAR

Bilgisayarlar son on yılda avukatların da iş yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır. Bu vazgeçilmez makinelerin birçok yararı yanında; oturuş bozuklukları nedeni ile bel ağrılarına, eklemlerde özellikle de bilek ve dirseklerde zorlanmalar sonucunda oluşan çeşitli hastalıklara yol açtığı bilinmektedir.

Gün içinde uzun süreleri bilgisayar başında geçiren meslektaşlarımız, özellikle de çok sayfadan oluşan metinleri yazmaktadırlar. Gerek metinleri yazarken bilgisayarın klavyesine yapılan tuş vuruşları gerekse de fare hareketleri, tek düze hareketlerdir. Bu şekilde tek düze hareketlerle çalışmanın sonucunda Karpal Tünel Sendromu denen hastalık ortaya çıkabilmektedir.

Çoğumuzun sıradan eklem ağrısı olarak gördüğümüz bu hastalık, müdahale edilmediği durumlarda ileride daha ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu hastalığın tıp dilindeki kısatma adı; CTS' dir. Karpal Tünel Sendromu, ellerde ağrı veya uyuşma ile başlayan ve bu şikayetlerin özellikle geceleri uykudan uyandırma dercesinde olduğu bir hastalıktır. Temel problem ele giden bir sinirin (Nervus Medianus) el bileği çevresinde geçtiği bir kanalda çevre kılıf tarafından sıkışmasıdır.

Karpal tünel, bilek düzeyinde bulunan median sinirin geçtiği bir kanaldır. Boyun bölgesinden çıkıp bileğe kadar uzanan median sinir elde birçok kasın uyarılmasını üstlenir. İşte bu kanal boyunca median sinir çeşitli nedenlerden dolayı el bileğinde basıya uğrarsa, sinir sıkışmaları arasında en sık görülen Karpal Tünel Sendromu ortaya çıkabilir.

Özellikle uzun süreler tek tip el işi yapanlarda görülen bir rahatsızlıktır. Bilinen en eski şikayet daktilo kullanan sekreterlerde görülmeye başlanılmış, o dönemlerde halk arasında sekreter hastalığı adını almıştır. Özellikle daktilo gibi sert basma kuvveti gerektiren tuşlu klavyelerde, eldeki tendonların kalınlaşmasına ve buna bağlı sinir üzerinde bası oluşmasına sebep olmaktadır.

Günümüzde daktilo kullanımının azalmasına karşın; özellikle bilgisayar ve oyun konsolları gibi teknolojik aygıtların çoğalması ile hastalık tekrar artış eğilimine girmiştir. Gençler ve çocukların nintendo wii, xbox ve playstation gibi konsollarda uzun saatler aynı el kası ve tendonlarını kullanması ileriki yaşlarda ciddi sağlık sorunlarının başlangıcı olmaktadır.

Baro Dergimizin bu sayısında meslektaşlarımızın klavye ve fare kullanımından doğan rahatsızlıklarını en aza indirmeyi amaçlayan ürünleri tanıtmakta yarar gördüm.

GRAFİK TABLETLERİ

Grafik tablet veya sayısallaştırıcı (İng: digitizer) grafik sanatçılarının, ressamların veya bilgisayar grafiği (İng: CG art) yapan sanatçıların ve daha çok tasarım ağırlıklı çalışanların kullandıkları bilgisayar donanımıdır.


















Boyutları A4 veya A3 kâğıt boyutlarında ya da daha büyük olabilen sayısallaştırıcılar, üzerlerine yapılan çizimi sayısal ortama aktarırlar. Örneksel çizim verilerinin sayısal ortama aktarımının gereği olarak ortaya çıkan sayısallaştırıcılar ilk zamanlarda AutoCAD gibi bilgisayar destekli tasarım programlarının ve çeşitli grafik programlarının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır.

Sayısallaştırıcılar ilk çıktıklarında, yüksek fiyatları ve basit gereksinimler için ucuz farelerin yeterli olması gibi nedenlerle genellikle profesyoneller tarafından kullanılmaktaydı.

Ama günümüzde özellikle tablet bilgisayarların da çıkması ile grafik tabletlerinin popülerliği oldukça düşmüş, fiyatları da gelişen tekoloji karşısında oldukça inmiştir. Bugün grafik tabletlerin fiyatları 60,00TL ile 1.500,00TL arasında değişmektedir.

Grafik tabletler, bilgisayar kullanıcısının fare ile yapabildiği her şeyi kablosuz bir kalemle yapmasını sağlayan araçlardır. Özellikle fare kullanımına alışamayan yaşlı insanlar ve çocuklar ile; çizdikleri resim ve projelerde aradıkları fırça / kalem hassasiyetini bir türlü bilgisayar faresinde bulamayan ressam, mimar, grafiker gibi profesyoneller için tasarlanmış ürünlerdir.

Çok gelişmiş modellerde gerçek kalem ve kağıt hissi yaratmak amacıyla yüksek kalem hassasiyeti vardır ve basınç duyarlılık seviyesi 2.048' e kadar çıkmaktadır. Bunun sonucunda özellikle reklam, televizyon sektörlerinde çalışan birçok ressam ve tasarımcı kağıt kalem yerine grafik tabletleri tercih etmektedir.

Avukatlarsa grafik tabletler ile; bilgisayara el yazısı ile notlar almak bir yana, fare ile yapılan internette gezinme, belge açma, kaydetme, silme vb tüm işlemleri kalemle yapabilirler. Grafik tabletlerin kalemleri, bilgisayar faresinde çok daha hassas oldukları için bilgisayardaki tüm işlemler, çok daha hızlı bir şekilde yapılabilmektedir.


















 DOKUNMATİK EKRANLAR

Dokunmatik teknolojisi, elektronik cihazların parmak veya özel kalemler vasıtasıyla hafifçe dokunarak kumanda edilmesine imkân verir. Hesap makinesi ve televizyon düğmelerinden, cep telefonu, dizüstü bilgisayar ve uzay teknolojilerine kadar çok çeşitli bir kullanım alanı vardır.

Dokunmatik ekranlar ise özellikle Apple firmasının ürettiği iPhone' dan sonra tüm dünayada popüler oldu. Halbuki bu teknolojinin de temelleri oldukça eskiye dayanır. 1945 ile 1950 yılları arasında özel bazı laboratuarlarda ilk örnekleri geliştirilen dokunmatik ekranlar, ticari olarak ilk kez 1975 yılında elektronik bir eğitim sistemi olan PLATO projesinde ortaya çıkmıştı.

1983 yılında piyasaya sürülen HP-150 dünyanın dokunmatik ekranlı ilk ticari kişisel bilgisayarıydı. Aslına bakılırsa bu ürünün ekranı bugün anladığımız anlamıyla dokunmatik değildi. Ekrana parmağınızı dokundurduğunuzda, yan taraflardan çıkan kızıl ötesi ışınları engellemiş oluyordunuz. Bu sayede ekran parmağınızın nerede olduğunu anlayıp ona göre görüntü veriyordu.

Günümüzde piyasaya sürülen dokunmatik ekranlarda tek bir standart teknoloji yok. Aksine çok farklı temellere dayanan dokunmatik ekran teknolojileri bulunuyor. Bunların bazıları sıkça kullanılırken, bazıları sadece belli cihazlarda yer alabiliyor. Şimdi bu teknolojilere kısaca bir göz atalım:
- Rezistif Ekran:

Rezistif ya da diğer bir deyişle dirençli dokunmatik ekranlar, birçok katmandan meydana geliyorlar. Bunların en önemlilerini ise aralarında ufak bir boşluk bulunan iki adet iletken katman oluşturuyor. Parmağınızla ekrana dokunduğunuz zaman bu iki katman o noktada birleşerek akımda değişiklik yaratıyor. Böylece nereye dokunulduğu anlaşılmış oluyor. Buradan alınan veri kontrolcüde işlenerek ekrana yansıtılıyor.

- Akustik Yüzey Dalgası:

SAW (Surface Acoustic Wave) adı verilen teknolojide dokunmatik ekranın üzerinden ultrasonik ses dalgaları geçiriliyor. Panele dokunulduğu zaman ses dalgasının o bölümü emildiği için, dokunulan bölgenin neresi olduğu anlaşılıyor. Bu bilgi daha sonra işlenerek ekrandaki görüntüye yansıtılıyor. Bu teknolojiye sahip ekranlar, dış etkenlere çok açık olduğu için fazla tercih edilmiyor.

- Kapasitif Ekran:

Kapasitif dokunmatik ekranlar cam gibi bir yalıtkan bir katman ile iletken bir katmanın birleşmesinden oluşuyor. Genelde bu ekranlarda iletken olarak indiyum kalay oksit adlı madde kullanılıyor. Piyasadaki iPhone gibi bazı akıllı telefonlarda kapasitif ekran yer alıyor.

- Elektrostatik Alan:

İnsan vücudu iletken olduğu için kendine özgü bir elektrostatik alana sahip. Dokunulduğu zaman ekranın elektrostatik alanı ile bu alanın yapısı bozuluyor ve ekran bu değişikliği algılıyor. Buna göre nereye dokunulduğu bilgisi elde edilmiş oluyor. Yeni nesil cep telefonlarının bazılarında bu yöntem kullanılıyor.

- Kızılötesi:

Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranların kenarlarında, kızıl ötesi LED' ler ve foto algılayıcılar yer alıyor. Bu algılayıcılar LED ışınların bütünlüğünü kontrol ediyorlar. Parmağınızı ya da herhangi başka bir cismi ekrana dokundurduğunuz zaman, ışınların bütünlüğü bozuluyor. Foto algılayıcılar bunu tespit edip, kontrolcüye gönderiyorlar. Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranlar, daha çok açık alanlardaki ATM ya da kiosk gibi cihazlarda tercih ediliyor.

- Gerilimölçer:

Güç paneli adı da verilen bu teknolojide, ekran dört köşesinden tutturuluyor ve ekranın alt kısmına baskıyı ölçen cihazlar yerleştiriliyor. Ekranın üzerine bastırıldığında bu cihazlar ne kadar baskı olduğunu ve yerini tespit ediyorlar. 1960' lı yıllardan beri kullanılan bu teknoloji; sadece parmağın yerini değil, baskının şiddetini de ölçtüğü için farklı uygulamalarda da kullanılabiliyor. Ayrıca, daha dayanıklı olduğu için açık alanlarda tercih ediliyor.

- Optik Görüntüleme:

Yeni yeni uygulanmaya başlanan teknolojilerden biri olan optik görüntülemede, ekranın kenarlarına ya da köşelerine iki ya da daha fazla görüntü algılayıcı yerleştiriliyor. Bu algılayıcıların görüş açısını kaplayacak şekilde kızılötesi ışıklar konulduktan sonra ekrana yaklaşan cisim, bir gölge olarak algılanıyor. Bu sayede dokunulan yerin neresi olduğunun yanı sıra, dokunan nesnenin boyutu da algılanabiliyor.

- Sinyal Dağıtma Teknolojisi:

2002 yılında ilk kez tanıtılan bu teknoloji ekrandaki camın üzerinde, dokunmayla oluşan titreşimi algılamaya yarıyor. Bu sayede dokunulan yer belirlendikten sonra görüntü ona göre değişiyor. Bu teknolojinin en önemli artısı, ekranda camın dışında herhangi başka bir katmana ihtiyaç duyulmaması. Böylece görüntü daha berrak ve net olabiliyor.

- Piezoelektrik:

2006' da tanıtılan bu teknoloji bazı kristaller ve benzeri yapıdaki maddelerin sahip olduğu piezoelektrik özelliğinden faydalanıyor. Piezoelektrik maddeler şekli değiştirildiğinde ya da bir darbe aldıklarında elektrik alanı oluşturuyorlar. Bu özelliğe sahip maddelerden bir katmana sahip olan ekran, dokunulduğunda o noktada elektriksel bir alan oluşuyor. Kontrolcü de bunu algılayarak nereye dokunulduğunu belirliyor.

- Çift Yönlü Ekran:

M.I.T. tarafından Aralık 2009' da tanıtılan çift yönlü ekran teknolojisi, LCD ekranları dev birer kameraya dönüştürmeyi hedefliyor. Geliştirilen bu yöntemde; sensörlerin önüne LCD yerine, bir dizi küçük delik yerleştiriliyor. Her delikten geçen ışık ışınları, sensörleri harekete geçirerek düşük çözünürlüklü bir görüntü elde ediliyor. Her bir delikteki görüntü farklı açılardan geldiği için, ekranın önünde duran bir cismin yeri ve derinliği belirlenebiliyor. Böylece ekrandaki görüntü buna göre tepki verebiliyor.
















Dokunmatik ekranlar, çok yakın gelecekte; gerek masaüstü gerekse de dizüstü bilgisayarlar için standart hale gecekler. Teknolojinin ulaştığı noktayı anlamak açısından şunu belirtmeliyiz ki; artık akıllı ekranlarda birkaç parmak kullanımı ile sınırlı değiliz. LG firmasının geliştirdiği teknoloji ile dokunmatik ekranlarda 10 parmağın aynı anda kullanılması mümkün hale gelmiştir. Böylelikle sürüklemek veya çevirmek gibi birden fazla işlem aynı anda yapılabiliyor.






Dolayısıyla meslektaşlarımız da teknolojinin ulaştığı noktayı dikkate alarak; gerek masaüstü veya dizüstü bilgisayar alırken, gerekse de ekran alırken dokunmatik teknolojilerini göz ardı etmemelidirler.

Kaynakça:

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Grafik_tablet
  2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Karpal_T%C3%BCnel_Sendromu_(CTS)
  3. http://www.hepsiburada.com/liste/grafik-tabletler/department.aspx?categoryId=217
  4. http://www.bimeks.com.tr/kategori.aspx?kid=1025
  5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Dokunmatik_ekran
  6. http://shiftdelete.net/dokunmatik-ekran-teknolojileri-22680.html
  7. http://www.teknomanset.com/tag/dokunmatik-ekran
  8. http://www.silikonvadisi.tv/lgden-10-parmakla-dokunmatik-ekran-keyfi/






5 Ekim 2012 Cuma

AKILLI TELEFONLAR




Dünya teknoloji devi şirketlerinin en çok rekabet ettiği, en büyük satış rakamlarına ulaştıkları alan Akıllı Telefonlar oldu. Özellikle gençler arasında, tam bir telefon çılgınlığı yaşanıyor. Günümüzde artık cep telefonları sadece telefonla konuşmak için değil; birden fazla amaç için ve özellikle de statü sembolü olarak kullanılıyor. Bu da satışlardaki büyük artışları açıklıyor.

Özgür internet ansiklopedisi Wikipedia' ya göre Akıllı Telefonun tanımına baktığımızda (İngilizce: Smartphone); cep telefonunun sağladığı klasik özelliklere, bilgisayar dünyasının bir ürünü olan PDA’ lerin özelliklerinin de eklenmesiyle tasarlanan gelişmiş mobil iletişim cihazıdır. Akıllı telefonlarda mobil işletim sistemleri bulunur (eskiden Symbian, günümüzde iOS, Android ve Windows Phone), bu sayede birçok farklı amaç için daha aktif bir şekilde kullanılabilir ve de neredeyse her iş için bir uygulma bulunabilir.

Donanım:

Çoğu akıllı telefonda oyun, uygulama performansını yukarıya taşıyayacak ve diğerlerinden farklı, özgün uygulamaların geliştirilmesine ön ayak olacak donanımsal özellikler bulunmaktadır. Şu ana kadar yapılmış akıllı telefonların büyük bir çoğunluğunda, resim açma veya video oynatma gibi işlerin rahat yapılabilmesi için ekran çözünürlüğü 4:3 veya 16:9 (geniş ekran) şeklindedir. Aynı zamanda, ekranda gösterilen herhangi bir öğenin çok daha parlak ve kaliteli görüntülebilmesi için çözünürlükleri hızla yükseltilmekte, SUPER AMOLED ve AMOLED gibi teknolojilere geçilmektedir.

Oyunların ve uygulamaların daha aktif çalıştırılabilmesi için çoğu akıllı telefonda ivme ölçer bulunmaktadır. Yani bu tip telefonlar elinizin konum değişikliklerini, yaptığınız hareketleri algılayabilmektedirler. Bu nedenle akıllı telefonlar, internette gezinmek veya sensör kullanarak oyun oynamak gibi birkaç avantaja sahiptirler. Aynı zamanda yeni akıllı telefonların bazılarında jiroskop yani dijital pusula da bulunur. Bu sayede ivme ölçerlerin yapamadığı şekilde, daha hassas olarak her yöne ekran dönüşü özelliğini kullanıcıya sunabilirler.

Akıllı telefonlar, normal bir cep telefonunun yapacaklarından çok daha ilerisidir. Bunların başında da kaliteli oyunlar, bilgisayardakileri aratmayacak uygulamalar gelir. Ancak bunlar için cep telefonlarının sahip olduğundan çok daha yüksek işlemci performansı gerekir.

Akıllı telefonların neredeyse hepsinde, geçtiğimiz sayıda Tablet Bilgisayarları konu aldığımız makalede ayrıntılı olarak tanıttığımız ARM tabanlı işlemciler kullanılır. Bu tür işlemcilerin kullanılmasının ana sebebi düşük güç tüketimi ve buna rağmen yüksek performans sağlamalarıdır. Aynı zamanda, yüksek oyun performansının sağlanabilmesi için gelişmiş grafik işlemciler de çoğu akıllı telefonda bulunmaktadır. Bu sayede yüksek sayıda poligon gerektiren 3 boyutlu (3D) oyunlar akıcı şekilde oynanabilir. Aynı zamanda grafik işlemciler, akıllı telefonlarda kullanılan efektler ve de 3D oyunlarda kullanılan dokularda da performansı üst düzeylere çeker.

Çoğu akıllı telefonun bağlantı özellikleri eksiksizdir. Yani, akıllı telefonlar ile kablosuz ağlara (Wi-Fi) bağlanabilir, Bluetooth ile dosya alışverişi yapabilir ve de yüksek anten performanslarıyla kaliteli sayılabilecek bir konuşma yapabilirsiniz. Bazı telefonlarda bulunan NFC (Yakın Alan İletişimi) sistemi ile bankacılık işlemleri kredi kartları yerine NFC sistemi içeren akıllı telefonlardan da yapılabilmektedir.

Yine bazı firmaların geliştirdiği bir tekonoloji de gözlüksüz üç boyutlu ekrana sahip telefonlardır. Bu telefonların hem ekran çözünürlükleri yüksektir, hem de bir tuşla herhangi bir gözlüğe veya ek aksesuara gerek kalmadan üç boyutlu bir ekrana geçilebilirdir.

Yazılım:

Akıllı telefonların, normal telefonlara kıyasla en büyük özellikleri, özel işletim sistemleridir. Günümüzde piyasaya hakim işletim sistemleri iOS, Android ve Windows Phone' dur. Eskiden çok kullanılan Symbian işletim sistemi, artık piyasadan silinmiştir. Bugün artık piyasanın hakimi Google firması tarafından Linux tabanlı olarak geliştirilen Android işletim sistemidir. Kısaca söylemek gerekirse Mobil İşletim Sistemleri, bir cep telefonunda bulunmayan esneklik, özellik ve de uygulama sayısını akıllı telefonlara verir.

Son 20 yıldır yazılımlar teknoloji piyasasında giderek daha büyük önem arz etmeye başlamışlardır. Eskiden bir ürünün maliyetinin %90' ını donanım oluştururken, günümüzde bu oran %50' lere kadar düşmüş bulunmaktadır. Bunun da en büyük nedeni yazılımların gün geçtikçe daha karmaşık ve ileri teknolojilere sahip olması ile artan önemleridir. Kısaca yazılımlar, makinelere neyi nasıl yapacaklarını söyleyen programlardır. Yazılım olmadan aldığınız teknoloji ürünleri hiçbir şekilde çalışmaz.

Akıllı Telefonlarda kullanılan işletim sistemleri yazılımları kısaca tanıyalım:

Android - Google, Open Handset Alliance ve özgür yazılım topluluğu tarafından; Linux tabanlı, mobil cihaz ve cep telefonları için geliştirilmekte olan, açık kaynak kodlu bir mobil işletim sistemidir. Dünyada, akıllı telefonlarda en fazla kullanılan mobil işletim sistemidir. Android' in akıllı telefonlar için resmi olarak sürülmüş en son sürümü 4.1 Jelly Bean sürümüdür. Aynı zamanda Android, tablet bilgisayarlar için de kullanılmaktadır.

Android yalnızca dokunmatik ekranlı telefonlar için kullanılabilir bir işletim sistemidir. Şu ana kadar Android'i en fazla kullanan ve en çok destek veren şirketler Samsung ve HTC olmuştur.

Android, uygulama mağazası olarak Google Play' i kullanır. Açık kaynaklı ve Linux tabanlı bir mobil işletim sistemidir. Android, aygıtların fonksiyonelliğini genişleten uygulamalar yazan geniş bir geliştirici grubuna sahiptir. Android için halihazırda 250,000'den fazla uygulama bulunmaktadır. Ancak, herhangi bir Android akıllı telefonun yüksek donanım performansı ve yüksek güçlü bataryalara ihtiyacı bulunmaktadır.

İOS - Eski adıyla iPhone OS, Apple'ın orijinal olarak iPhone için geliştirdiği ancak daha sonra iPod Touch ve iPad' de de kullanılan mobil işletim sistemidir. Mac OS X' den türetilmiştir. iOS içinde 4 katman bulundurmaktadır: Core OS tabakası, Core Servisleri tabakası, Medya tabakası ve Cocoa Touch tabakası. Yazılım cihazın içinde 500 MB' lık bir alan kaplamaktadır. Bu yazılım sadece Apple markalı iPhone ve iPad gibi cihazlarda çalışmaktadır. Resmi olarak duyurulmuş en son sürümü iOS 5' tir. Aynı zamanda iOS, bazı çevrelerce hafifletilmiş bir Mac OS olarak da görülmektedir.

iOS, uygulama mağazası olarak dünyada en çok uygulama bulunan AppStore' u kullanır. Kapalı kaynaklıdır, yani Apple firmasına para ödemeden istediğiniz yazılımı geliştiremez ve satışa sunamazsınız. Aynı zamanda da iPhone ve diğer Apple Mobil cihazlarla da yüksek dereceli stabilize durumundadır. Yüksek dereceli performansa ihtiyaç duyması ve de bilgisayar ile senkronize edilebilmesi için iTunes adlı yazılıma ihtiyaç duyulması, iOS'un kötü yanlarından biridir.

Windows Phone - Veya Windows Telefon, Microsoft tarafından geliştirilmiş ve Windows Mobile serilerinin devamı olan bir mobil işletim sistemidir. 2010 Şubat ayında Mobil Dünya Kongresi' nde ilk kez duyurulan sistem; Windows Mobile' daki kurumsal kullanıcı kitlesine nazaran, Windows Phone' da hedef kitlesi Microsoft tarafından sadece son kullanıcılar olarak belirlenmiştir.

En son resmi sürümü Windows Phone 8' dir. Bu sürüm aynı zamanda daha yüksek ekran çözünürlüklerini de desteklemektedir. Eski Windows Phone sürümleri en fazla 480x800 piksel desteklemekteyken, Windows Phone 8 ile 1280x7720 ve 1280x768 HD çözünürlükler de desteklenmektedir.

Windows Phone 8, ayrıca çok çekirdekli işlemcileri (Teknik olarak 64 çekirdeğe kadar destek vermektedir), NFC' yi, eski Windows Phone 7 uygulamalarını, sonradan genişletilebilir hafızayı (MicroSD) ve 64 Bit' i de desteklemektedir. Windows Phone 8 kullanıcıları cihaz çıkış tarihinden itibaren en az 18 ay kesintisiz güncelleme desteğine sahip olacaklarken, bu güncellemeler Over The Air (veya OTA) ile yapılabilecektir. Windows Phone 8 kullanıcılarına sunulacak olan bir diğer özellik ise yenilenen Başlat ekranıdır.

Symbian – Bir zamanlar dünyada 2. en fazla kullanılan mobil işletim sistemiydi. Nokia tarafından geliştirilmekteydi. En son resmi sürümü Symbian Anna' ydı. Genellikle Nokia cihazlarda bulunmaktadır. Aynı zamanda Sony Erricson ve de Samsung' un da Symbian cihazları bulunmaktadır. Ancak son zamanlarda Symbian eski popülerliğini yitirmiştir.

Symbian, her türlü şekle uygun üretilmiştir. S40 Platformu ve S60v3 platformu her türlü kızaklı ve tuşlu telefonda kullanılabilir. S60v5 platformu ise dokunmatik ekranlı telefonlar içindir. Aynı zamanda yalnızca Nokia cihazlarda bulunan Symbian^3 de dokunmatik ekranlı ve de QWERTY tuş takımlı telefonlar içindir.

Symbian, uygulama mağazası olarak Nokia Ovi Mağazayı kullanır. Dünya sıralamasında en büyük 3. uygulama mağazasıdır. Düşük derece akıllı telefonlarda bile çalışabilir. Ancak fazla düşük dereceli donanıma sahip akıllı telefonlarda kullanılması yüzünden stabilite sorunları ortaya çıkmış ve popülerliğini yitirmiştir. Bu nedenle de uygulama sayısı Android ve iOS' a kaymıştır.

Yazılımları bu şekilde kısaca tanıdıktan sonra; akıllı telefon uygulamalarının önemine de dikkat çekmek isteriz. Akıllı Telefon Uygulamaları, bu cihazlarda çalışan ve cihazların bünyesinde olmayan özel birtakım işlevleri yerine getiren programlardır.

Bankacılık işlemlerinden hava durumuna, sosyal ağ kullanımından oyuna kadar birçok farklı uygulama akıllı telefon kullanıcılarına ulaşıyor. BusinessDegree.net tarafından hazırlanan infografik ise mobilde en büyük ilgi gösterilen segmentin oyun olduğunu ortaya koyuyor. Kullanıcıların her gün kullandığı uygulamalar arasında oyunlar yüzde 64 ile ilk sırada yer alıyor. Hava durumu uygulamaları ise yüzde 60 ile ikinci sırada. Sosyal ağ yüzde 56, harita uygulamaları yüzde 51, müzik yüzde 44 tarafından kullanılırken, haber uygulamaları ise kullanıcıların yüzde 39 ile günlük olarak kullandıkları uygulamalar arasında en az rağbet edilen kategori oldu.

Günümüzde mobil pazarlamanın reklamverenler için daha önemli hale gelmesi nedeniyle mobil kullanım istatistikleri de araştırma şirketleri adına önemli bir raporlama alanına dönüşmüştür. Bu şirketlerden biri olan Nielsen son raporu ile kullanıcıların akıllı telefonlarındaki uygulamaları nasıl kullandıklarına odaklanıyor.

Araştırmaya göre, akıllı telefon kullanıcıları tarafından en çok tercih edilen beş uygulama: Facebook, YouTube, Android Market, Google Search ve Gmail. Listede geçtiğimiz yıla göre bir değişikliğin yaşanmadığını da belirtelim. Facebook ve YouTube’ un üst sıralarda yer alması pek şaşırtıcı olmasa da, diğer üç uygulamanın sürpriz yarattığını söylemek mümkün. iOS kullanıcılarının Android Market’ e erişememesi ve iOS’ teki Google Search ve Gmail uygulamalarının da pek parlak olmaması sonuçların şaşkınlık yaratmasına neden oldu.

Akıllı Telefon Uygulamaları' nın çoğu ücretsiz olduğu gibi, bazıları da ücretlidir. Günümüzde tüketiciler telefon tercihi yaparken, uygulama çeşitliliği ile ücretlerini de hesaba katmaktadırlar. Uygulama çeşitliliğinde Apple Store ön plana çıkarken, ücretsiz uygulamalarda da Android Market (artık Google Play) ön planda.

Akıllı Telefonlar; eskiden bilgisayarlar, fotoğraf makineleri, video kamera ve video oynatıcıları ile yapılan oyun oyanama, internete bağlanma, film izleme, müzik dinleme, ofis belgeleri düzenleme, görüntülü görüşme yapma, fotoğraf, film çekme ve gösterme vb birçok işlevi yerine getirebiliyorlar. Ayrıca sahip oldukları yüksek işlemci ve görüntü işlemcileri sayesinde yüksek çözünürlüklü olarak (HDMI) televizyonlara, yüksek hızlı olarak da (USB) bilgisayarlara bağlanabilmektedirler. Yüksek hafıza kartları sayesinde taşınabilir bellek olarak da kullanılabiliyorlar. Teknolojilerdeki gelişim hızı düşünülürse, akıllı telefonlara her geçen gün eklenen yeniliklere şaşırmamak gerekir.


Kaynakça:

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ak%C4%B1ll%C4%B1_telefon
  2. http://www.teknokulis.com/Dosyalar/mobildosyalar/2012/06/29/piyasada-satilan-en-iyi-akilli-telefon-hangisi-535249529623?paging=6
  3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_(i%C5%9Fletim_sistemi)
  4. http://tr.wikipedia.org/wiki/IOS
  5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Windows_Phone
  6. http://www.teknoblog.com/mobil/nielsen-en-cok-kullanilan-5-akilli-telefon-uygulamasi-arastirmasini-yayinladi.html
  7. https://play.google.com/store
  8. http://store.apple.com/us
  9. http://medya.turkcell.com.tr/mobilde-oyunlar-kucuk-harcanan-paralar-buyuk-haber_2809.html




21 Mayıs 2012 Pazartesi

TABLET BİLGİSAYARLAR

Geçtiğimiz birkaç yılda Tablet Bilgisayarlar, bilişim dünyasında tam anlamıyla fırtına gibi esiyor. Bunun birkaç sebebi var ki; öncelikle günümüz insanınınçevrimiçi (online) yaşamasıdır. Zira özellikle genç nesil için internet hayatlarının vazgeçilmez bir olgusu haline gelmiştir. Evde, işyerinde, okulda, sokakta, metroda, dolmuşta, otobüste internete erişmek zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir.

İnternetin bu kadar yaygınlaşması; ağır, hantal, kolay taşınamaz masaüstü bilgiayarların sorgulanmasına neden olmuştu. Zaten dizüstü bilgisayarlar, doğan bu ihtiyacı gidermek amacı ile tasarlandı. Ancak o zaman sektörün ulaşmış olduğu teknoloji seviye, dizüstü bilgisayarların daha da küçülmesini engelledi. Özellikle işlemci ve belleklerin güç tüketimi, harddisklerin mekanik yapısı ve pil teknolojileri konusunda alınması gereken çok yol vardı.

Ancak işlemci üreten firmaların yoğun arge faaliyetleri sonucunda daha az güç tüketen ama daha mütevazi işlem gücü sunan işlemci mimarilerini tasarlamaları, harddisklerin yerini almak üzere de flaş bellek teknolojilerinin gelişimi; Uzay Yolu dizisinden bu yana hayalleri süsleyen tablet bilgisayarların gerçek olabilmesini sağladı.

Bu teknolojinin bir adım öncesi ise netbook denilen, bir anlamda küçültülmüş dizüstü bilgisayarlardır. Beş yıl önce ilk çıktıklarında, dizüstü satışlarının düşmesine neden olan bu oldukça hafif ve kullanışlı bilgisayarlar, birçok teknolojinin ilk kullanıldığı alan oldu. Gelinen teknolojik seviyede; karşımıza artık çok az enerji harcayan, üzerinde DVD okuyucu/yazıcı, ilave ekran kartı, disket sürücü vb barındırmayan, küçük ekrana ve çok hücreli li-ion pillere sahip bir bilgisayar ürün ailesi çıktı. Bu bilgisayarlar hiçbir zaman normal dizüstü veya masaüstü bilgisayarların performansına ulaşamadı; ama bunu da hedeflemedi. Çünkü kullanım alanları internette gezinme, basit ofis uygulamalarını çalıştırmak gibi oldukça sınırlıydı.

Tablet Bilgisayarlara gelirsek öncelikle bu fikrin hiç de yeni olmadığını belirtmek isterim. Bu konseptin atası 1888 yılında patentlenen telautograph adlı cihaz. Basit bir şekilde üzerinde kalemi olan faks diyebileceğimiz bu ürünün ardından 1968 yılındaki Dynabook geliyor. Bunların ardından ise 1990' larda Pen Computing firması tarafından PenGo Tablet Computer adıyla tanıtılan ve Microsoft tarafından üne kavuşturulan üzerinde kalemi de olan katlanabilir ekranlı dizüstü bilgisayar geliyor. Ancak daha önce de bahsettiğimiz üzere, teknolojinin sınırlı imkanları nedeni ile bunların hiçbiri tam anlamı ile Uzay Yolu dizisinde görüp beğendiğimiz tablet bilgisayarlara benzemiyordu. Çünkü üzerlerindeki klavyeleri ile, işlemci ve sabit disklerin yapısı gereği soğutucu fanın da bulunduğu küçük de olsa bir kasaları vardı.

Ancak küçük bir firmanın yaratmış olduğu teknoloji bunu mümkün kıldı. İlk ARM işlemcisi 1985’ te çıkarıldı, Acorn RISC Machines tarafından efsanevi BBC Micro için bir ek işlemci olarak. O zamanlar İngiltere' de masaüstünün kralı belli değildi, büyük çekişmeler vardı. Acorn RISC Machines küçük bir şirket olması nedeniyle küçük bir araştırma bütçesine sahipti. Dolayısıyla ürettikleri işlemci de küçüktü (işlemci tasarımını yapacak fazla elemanları yoktu) ve üretmesi basit bir işlemciydi (işlemciyi hızlıca test edebilmek için). İlk ARM işlemcide 25000’ den az transistör kullanıldı.

Her ne kadar ilk ARM işlemci 1985’ de üretildiyse de, ARM bazlı ilk bilgisayar 1987’de piyasaya çıktı: Archimedes. 8 MHzde çalışan Archimedes performans açısından rakiplerinin (Intel ve Motorola) gerisindeydi. Sonrasında ARM, işlemcilerini geliştirmeye devam etti. Ancak piyasada büyük bir başarı sağlayamadı. Ancak 1990’ da şu an bildiğimiz haliyle ARM kuruldu. Ortaklar ise Acorn, VLSI Technology ve Apple' dı. Özellikle son ortak Steve Jobs ile beraber bilişim dünyasına kazandırdığı (ipod, iphone ve ipad) mobil ürünler ile tam anlamı ile devrim yarattı.

ARM bir süre daha işlemci üretmeye devam etti. 1992’ de, bir şirket ARM ile lisans anlaşması imzalayarak ARM işlemcilerin klonlarını üretmeye başladı. ARM de bir süre sonra kendisi işlemci üretmeyi bıraktı. Şu anda ARM işlemciler, "ARM Partnerleri" tarafından bir lisans karşılığı üretilmekte. ARM ise sadece işlemci teknolojisini lisanslamakta.

Hemen hemen tüm cep telefonlarında, mp3 çalıcılarda, Gameboylarda ve tablet bilgisayarlarda işte bu bahsettiğimiz ARM işlemciler kullanılıyor. Oldukça az elektrik tüketimleri, basit tasarımları, fazla ısınmayan ve gürültüsüz çalışmaları ile günümüz dünyasının mobil cihazlarında olmazsa olmaz işlemcileri haline gelmişlerdir. İşlemci sorunu böyle çözüldükten sonra, klavye sorunu ise dokunmatik ekran teknolojisi ile aşıldı. Özellikle Apple firmasının dokunmatik ekran teknolojisini cep telefonlarına (iphone ile) uygulaması ile klavye taşıma zorunluluğu da ortadan kalktı. 3 Nisan 2010 tarihinde ise Apple firmasının iPad' i tanıtması ile günümüzün Tablet Bilgisayarları doğdu. Apple' ı Samsung, HP, Lenovo, Asus gibi firmalar da takip edince bilişim piyasasında tam bir tablet bilgisayar çılgınlığı yaşanmaya başlandı.


Dokunmatik ekran teknolojisi yerini Çoklu Dokunmatik (multitouch) ekranlara bırakırken; tabletlerde artık sadece tek parmak değil, birden fazla parmak ile ve farklı kombinasyonlarda farklı komutları işletebilmek mümkün oldu. Ayrıca 4G teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler ile sağlanan mobil internet hızları neredeyse kablolu internet hızlarına yaklaştı. Tabletler üzerlerindeki HDMI (High Definition Media Interface – Yüksek Çözünürlüklü Medya Arayüzü) çıkışları ile de direk LED, Plazma veya LCD TV' lere bağlanarak görüntü ve ses aktarabiliyorlar.

Tabletlerde kullanılan ilşletim sistemleri de sektörde bir başka yarışma/rekabetin önünü açtı. Masaüstü bilgisayarlardaki Windows hakimiyeti tabletlerde yok. İnsanlar firmaların baskısı ile de olsa Windows tekelinden kurtuldular. Apple iPad' lerde kendi iOS işletim sistemini kullanırken, Samsung, Asus, HP vb birçok firma da Google öncülüğünde geliştirilen ve linux temelli açık kaynak kodlu Android işletim sistemini kullanmaktadır.

İşletim sistemi tercihi daha sonra tabletinize yükleyeceğiniz uygulamalar bakımından da çok büyük önem taşıyor. Zira Android ve uygulamaları, açık kaynak kodlu olduklarından dolayı tamamen ücretsizken, Apple uygulamalarına ayrıca para vererek satın almak durumundasınız. Uygulama çeşitliliği bakımından Apple piyasaya daha önce girmenin avantajı ile açık ara önde iken, Google Market ile Andoid uygulamaları aradaki farkı hızla kapatıyor.

Bundan sonra bilgisayar teknolojilerinin giderek daha çok cep telefonu, tabletler vb mobil cihazlara kayacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Bir sonraki adım olarak ise klavyelerin çoklu dokunmatik ekranlardan da kaybolacağı, yerini ise sesli komut sistemlerinin alacağı söyleniyor. Konuşmadan yazıya (speech to text) denilen bu teknoloji, uzun yıllardır mevcut ancak gün geçtikçe mükemmelleştiriliyor.


FATİH PROJESİ

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kısa adı Fatih Projesi olan “Fırsatları Araştırma, Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” kapsamında 17 ildeki 52 okula, 13 bin tablet bilgisayar ve 500 akıllı tahta dağıtıldı. Projenin nihai hedefi ise eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla Bilişim Teknolojileri araçlarının öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde, derslerde etkin kullanımı için; okulöncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarımızın 620.000 dersliğine dizüstü bilgisayar, LCD Panel Etkileşimli Tahta ve internet ağ altyapısı sağlamaktır.

Dünyada bu konuda en önde giden örnek Güney Kore' dir. Özellikle Samsung ve LG gibi dünya devi olan bilişim firmaları sayesinde oldukça ekonomik olarak küçük yaştan itibaren öğrencileri teknoloji ile tanıştırıyorlar. ABD gibi bazı ülkelerde de bizimki gibi pilot okullarda denemeler yapılıyor. Prof. Dr. Osman Coşkunoğlu, Cumhuriyet gazetesinde Fatih Projesi' ni eleştiren bir makale yazdı. Bu makalede bahsedilen araştırmalar çok ilginç. Eylül 2011’ de New York Times gazetesinin yayımlamaya başladığı, ABD’ deki okullarda uygulamaları inceleyen bir yazı dizisinde (www.nytimes.com/2011/09/04/technology/technology-in-schools-faces-questions-on-value.html?ref=technology), yoğun teknoloji kullanılan okullarda öğrencilerin öğrenme düzeylerinin iyileşmediği, hatta kötüleşebildiği açıkça gösteriliyor. 4 Şubat 2012 tarihli Los Angeles Times gazetesi, konunun saygın uzmanlarına ve bilim insanlarına sordukları “Bu gösterişli teknolojilerin eğitime gerçek katkısı nedir” sorusunun yanıtlarını içeren bir makale yayımladı (www.latimes.com/business/la-fi-hiltzik-20120205,0,639053.column). Yanıtlar aşağı yukarı aynıydı: Okullarda bu yeni teknolojilerin kullanılmasından yararlananlar sadece satıcı firmalar ve yaldızlı ama sığ laflar eden politikacılardır! Nitekim, derslerini internetten herkese açmış olan, dünyanın önde gelen bazı üniversitelerinde en kompleks konuların bile kara tahtada işlendiğini görüyoruz. Fatih Projesi aslında doğru uygulanırsa ülkemizin teknolojik gelişimi için çok büyük bir fırsat olabilir. Ancak bu projede kullanılacak ürünlerin ülkemizde geliştirilmesi, hiç olmazsa %50 yerli üretim şartı getirilmeliydi. Oysaki son yapılan düzenlemeler ile Fatih Projesi' nde 2015 yılı sonuna kadar yapılacak alımlar Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarıldı. Hazır yapılan alımlar ile, dünyanın dev teknoloji şirketlerinin açık pazarı haline geliyoruz. Cari açıkla mücadele etmeye çalışan ekonomi yönetimi, Fatih Projesi ile ilgili yapılacak alımlarda %50 yerli üretim oranını yakalayamaması halinde bilr en azından %80 offset taahhüdü (offset: Bir karşılıklı ticaret türü. Ülkeden büyük miktarda döviz çıkışı gerektiren savunma sanayii ve yatırım projelerinde işi alan ülke ya da firmanın bu iş karşılığında, üzerinde taraflarca anlaşılan bir oranda döviz geri girişi sağlayacak şekilde belli miktarda mal alımı veya başka ülkelere ihracat garantisi gibi yükümlülükler kabul etmesidir) almalıdır. Ayrıca bu proje kapsamında kullanılacak teknolojilerin öğrencilerin sağlığı üzerinde olumsuz etkileri de olabileceği söylenmektedir. Zira tabletlerle etkileşimli tahta arasındaki iletişim kablosuz olarak (Wi Fi) sağlanacağı için, her sınıfta adeta orta boy bir baz istasyonu varmış gibi bir ışınım (emisyon) olacaktır. Küçük bir sınıf içerisinde kullanılacak bilgisayarlar, projeksiyon cihazı, tabletler, kablosuz modem ve router düşünüldüğünde ortaya çıkacak elektromanyetik dalga kirliliği hiç de azımsanmayacak boyutta olacaktır. Elektromanyetik dalga kirliliğinin de günümüzün vebası kanserin en büyük nedenlerinden bir olduğu bilinmektedir. Özellikle kafatasları tam olarak gelişmemiş küçük yaştaki çocuklar açısından bahsettiğimiz riskler daha büyüktür. Bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılması konusunda en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan bir de, kullanılacak eğitim yazılımlarının niteliğidir. Günümüzde yazılım maliyetleri, bilişim teknolojilerinde neredeyse donanım maliyetleri ile başa baş gitmektedir. Dolayısıyla sizin tabletler içine yükleyeceğiniz eğitim yazılımlarınız mevcut değilse, o tabletlere yatırılan paralar boşa gidecektir. Ülkemizde Vitamin gibi bazı başarılı örnekler olsa da halen yazılımlar istenilen düzeyde değildir. Ayrıca dağıtılacak tabletlerin öğrencilerin elinde oyun konsolu olması işten bile değildir. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı, tabletlerin yazılımına kod yerleştirileceği ve tabletlerin eğitim amacı dışında kullanılamayacağını söylese de; bilişim dünyasında kırılmayacak kod yoktur. Böylece öğrencilerin eğitimine destek olarak dağıtılan tabletler, bir anda eğitime köstek olabilirler. Biz yıllardan beri devletin ilköğretim okullarında; ders kitaplarını kağıda basılı olarak dağıtmasını kaynak israfı olarak nitelemekteyiz. Ancak bunların yerine tablet dağıtılması da yine kaynak israfına neden olacaktır. Zira Fatih Projesi kapsamında önümüzdeki 5 yıllık süreçte harcanacak olan paranın 20 milyar dolar olacağı söyleniyor. Halbuki tablet yerine elektronik mürekkep teknolojisi temelli e-kitap okuyucular dağıtılsa idi; hem kaynak israfı önlenir hem de çocukların sağlığı açısından yukarıda bahsettiğimiz riskler ortadan kalkardı. Zira e-kitap okuyucular, gözleri yormayan arka ışığı olmayan pasif ekranları yanında sadece sayfa değiştirirken pil harcaması ile ön plana çıkmakta. Ayrıca hareketli görüntülere uygun olmayan bu teknoloji ile öğrenciler sadece kitap okuyabilirler.

Kaynakça:

1.http://en.wikipedia.org/wiki/Tablet_computer
2.http://en.wikipedia.org/wiki/ARM_architecture
3.http://www.ot1.com/arm/armchap1.html
4.http://whatistabletpc.info/
5.http://www.pcmag.com/article2/0,2817,2382821,00.asp
6.http://en.wikipedia.org/wiki/Dynabook
7.http://tr.wikipedia.org/wiki/Tablet_KB
8.http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php
9.http://www.odatv.com/n.php?n=fatih-projesinin-perde- arkasi-0902121200
10.http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php
11.http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=offset
12.http://www.vitaminegitim.com/
Av. Yusuf İŞLER